Öncelikli alan araştırma görevlisi ilanında “ilgili alan” nasıl yorumlanır?
Merhaba,
KTÜ Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Toprak İlmi ve Ekolojisi Anabilim Dalı için ilan edilen Öncelikli Alan Araştırma Görevlisi kadrosuna başvurdum.
İlanda “Orman Mühendisliği lisans mezunu olup ilgili alanda tezli yüksek lisans yapıyor olmak” şartı yer almaktadır. Kadro Toprak İlmi ve Ekolojisi ABD bünyesindedir. Ayrıca öncelikli alan olarak “İklim Değişikliği” belirtilmiştir.
Başvuru sürecinde Personel Daire ile yaptığım görüşmede ve bölüm öğretim üyeleriyle yapılan değerlendirmelerde, “ilgili alan” ifadesinin Toprak İlmi ve Ekolojisi olarak anlaşılması gerektiği yönünde bir yaklaşım vardı. Bu doğrultuda, Fen Bilimleri Enstitüsünden Toprak İlmi ve Ekolojisi alanında tezli yüksek lisans yaptığımı gösteren resmi yazıyı alıp dosyama ekledim.
Ancak ön değerlendirme sonucunda “ilgili alan” kavramının Toprak İlmi ve Ekolojisi ABD ile sınırlı tutulmadığı; Orman Mühendisliği Bölümü bünyesindeki tüm anabilim dallarını kapsayacak şekilde geniş yorumlandığı görülmektedir. Bu şekilde doğrudan Toprak İlmi ve Ekolojisi alanında lisansüstü yapmayan adaylar da sınava çağrılmıştır.
Bu duruma ilişkin yaptığım itiraza verilen cevapta da “ilgili alan”ın Orman Mühendisliği alanı olarak değerlendirildiği ifade edilmiştir.
Hukuki olarak şu konularda görüş rica ediyorum:
- “İlgili alan” kavramı ilan edilen Toprak İlmi ve Ekolojisi ABD esas alınarak dar yorumlanmalı mıdır, yoksa Orman Mühendisliği genel alanı şeklindeki geniş yorum hukuka uygun mudur?
- Danıştay 8. Daire 2011/3972 E., 2011/5517 K. sayılı karardaki geniş yorum yaklaşımı bu olayda aleyhime sonuç doğurur mu?
- Kadronun “Öncelikli Alan” statüsünde olması ve yalnızca üç adayın sınava çağrılması, alan uyumunun daha sıkı değerlendirilmesini gerektirir mi?
- Bu aşamada dava açmak stratejik olarak mantıklı mıdır? Başarı ihtimali nasıl görünmektedir?
İstenirse belgeleri iletebilirim. Sürecin hukuki riskleri ve başarı ihtimali açısından objektif değerlendirmenizi rica ederim.
Cevaplar
Merhaba, anlattığınız tablo akademik personel alımlarında çok sık gördüğümüz “ilan şartına bağlılık” ve “belirlilik” tartışmasının tam merkezinde; bu nedenle davaya konu edilmesi mümkün bir idari işlemden bahsediyoruz.
Araştırma görevlisi alımlarında çerçeve kurallar öğretim elemanı atama yönetmeliğinde ve statü olarak da (ilanınızda da yazdığı üzere) çoğu öncelikli alan kadrosunda Yükseköğretim Kanununun 50 d istihdam rejiminde kuruluyor. Bu sistemde üniversite, ilan metniyle “özel şart”ı somutlaştırır; jüri ve idare de kural olarak ilan ettiği şartı sonradan genişleterek ya da değiştirerek yarışma alanını fiilen farklılaştıramaz. Bu ilke, eşitlik ve öngörülebilirlik (belirlilik) bakımından güçlü bir dayanak sağlar.
Sizin olayınızda kilit nokta şu: İlan “Toprak İlmi ve Ekolojisi ABD için” açılmış, ama özel şart “Orman Mühendisliği lisans mezunu olup ilgili alanda tezli yüksek lisans yapıyor olmak” şeklinde bırakılmış. Eğer ilan metninde “ilgili alan” açıkça “Toprak İlmi ve Ekolojisi” veya “iklim değişikliği öncelikli alanı kapsamında Toprak İlmi ve Ekolojisi” gibi daraltıcı bir ibare yoksa, idarenin “ilgili alan = Orman Mühendisliği lisansüstü alanı (bölüm geneli)” şeklinde geniş yorum yapması, Danıştay’ın bazı kararlarındaki yaklaşımla uyumlu görülebilir. Buna karşılık ilan; anabilim dalını, öncelikli alanı ve lisansüstü eğitimin yürütüleceği uzmanlık alanını birlikte okuyunca “ilgili alan”ın fiilen Toprak İlmi ve Ekolojisi’ne işaret ettiği sonucuna daha elverişli ise (özellikle ilanda/eklerinde buna dair ifadeler varsa), geniş yorumun hukuka aykırılığı iddianız güçlenir.
Sorduğunuz Danıştay 8. Daire 2011/3972 E., 2011/5517 K. kararının “aleyhe otomatik” işleyeceğini söylemek doğru olmaz; bu tip kararlar genellikle ilan metninin netliği, adayların alan yakınlığı ve idarenin takdir sınırını aşıp aşmadığı üzerinden, somut olaya bağlı değerlendirilir. Kararın tam metnini görmeden, sizin ilandaki ifadelerle birebir kıyas yapmadan kesin yön tayini yapmak sağlıklı değil.
“Öncelikli alan” olmasının pratik etkisi şurada: Yönetmelikte bu kadrolarda giriş sınavının sözlü yapılması, jürinin oluşumu gibi özel usuller var; ayrıca kadronun amacı belirli bir öncelikli alanda lisansüstü eğitim yaptırmak olduğundan, alan uyumunu daha sıkı aramak makul bir argümandır. Ancak bunun mahkemece kabulü, yine dönüp dolaşıp ilan metninin “ilgili alan”ı ne kadar somutlaştırdığına dayanır.
Dava stratejisi açısından; elenmediğiniz halde “alan şartı sulandırıldığı için haksız rekabet oluştu” iddiası, tek başına her zaman iptale götürmeyebilir, fakat “ilan şartının yorumu değiştirildi ve sınava çağrılanların bir kısmı ilan edilen uzmanlıkla ilgisiz lisansüstünde” gösterilebilirse başarı ihtimali anlamlı şekilde artar. Süreyi kaçırmamak kritik: İptal davasında genel süre kural olarak İYUK hükümlerine tabidir ve pratikte çoğu dosyada 60 günlük süre, işlemin tebliği ya da öğrenilmesi üzerinden yürür. Sınav takvimi çok yakınsa yürütmenin durdurulması talebi de ayrıca düşünülür.
İki kısa bilgi verirseniz başarı riskini daha objektif tartabilirim: (1) İlan metninde “ilgili alan”ı daraltan hiçbir ifade gerçekten yok mu, yoksa öncelikli alan ve ABD bağlantısı cümle içinde kurulmuş mu? (2) İtiraz cevabını ve ön değerlendirme sonucunu hangi tarihte tebellüğ ettiniz ya da fiilen hangi tarihte öğrendiniz? (3) Sınava çağrılan adayların yüksek lisans program adları (anabilim dalı/program) tam olarak nedir?
Merhaba, anlattıklarınız idare hukukunda çok sık görülen bir çekişmeye denk geliyor: ilandaki şartın (“ilgili alanda tezli yüksek lisans yapıyor olmak”) ilan edilen kadronun bilim alanı/anabilim dalı mı, yoksa bölümün genel disiplin alanı mı esas alınarak uygulanacağı.
İdarenin temel yükümlülüğü, kadro ilanı şartlarını açık, öngörülebilir ve denetlenebilir biçimde kurmak ve süreci de bu ilan metnine bağlı kalarak yürütmektir. Bu çerçevede ilan metni “Toprak İlmi ve Ekolojisi ABD” için çıkılmış olmasına rağmen “ilgili alan” ifadesi ayrıca tanımlanmamışsa, iki ihtimal doğuyor: (i) “ilgili alan”ın kadronun açıldığı anabilim dalı ile örtüşecek şekilde dar yorumlanması, (ii) “Orman Mühendisliği” gibi daha geniş bir şemsiye alan olarak yorumlanması. Uygulamada Danıştay, “ilgili alan”ı bazen geniş yorumlayabilen bir çizgide kararlar verebiliyor; fakat bu geniş yorumun kabul edilebilmesi için genellikle ilanın bütünüyle birlikte okunduğunda adayların hangi alanların kabul edileceğini makul biçimde öngörebilmesi ve idarenin keyfi davranmadığını gösterebilmesi beklenir.
Sizin dosyanızda lehinize olan kritik veri, idarenin süreç içinde “ilgili alan”ı önce dar (ABD’ye bağlı) anlayıp, sonra geniş uyguladığı izlenimi ve bunun da eşitlik/öngörülebilirlik tartışması yaratmasıdır. Fen Bilimleri Enstitüsünden aldığınız “Toprak İlmi ve Ekolojisi alanında tezli yüksek lisans yapıyor” yazısı da, ilan edilen birimle doğrudan uyum iddianızı somutlaştırır. Buna karşılık idarenin yazılı cevabında “ilgili alan = Orman Mühendisliği” denilmesi, savunmalarını “ilan belirsizdi, biz takdir yetkimizi böyle kullandık” çizgisine taşıyacaktır; davadaki ana mücadele de bu takdirin ilanın amacı ve kadronun bağlı olduğu ABD ile çelişip çelişmediği üzerinden yürür.
Danıştay 8. Daire’nin 2011/3972 E., 2011/5517 K. kararını (14.11.2011) bu aşamada “kesin aleyhe” diye okumak doğru olmaz; çünkü kararın tam gerekçesini görmeden benzerlik-farklılık analizi eksik kalır. Ancak genel risk şu: Mahkeme “ilgili alan” kavramını, ilanda ayrıca sınır çizilmemişse, kurumun akademik ihtiyaç ve takdir yetkisi kapsamında daha geniş kabul edebilir. Siz bu riski, kadronun Toprak İlmi ve Ekolojisi ABD ihtiyacına özgülenmiş olduğunu (ilanın birim/ABD bağlamı, öncelikli alan vurgusu, bölüm içi görüşmeler, varsa yazışmalar) delillendirerek azaltabilirsiniz.
“Öncelikli alan” statüsünün (ve fiilen az sayıda adayın çağrılmasının) otomatik olarak “daha dar yorum zorunluluğu” doğurduğunu söylemek güç; fakat rekabeti ve bilimsel uygunluğu sağlama amacı bakımından, alan uyumunun ölçüsüz biçimde gevşetilmesi mahkeme önünde ayrıca tartışılabilir. Ayrıca kadro alımlarında dayanak mevzuat, sınav/ön değerlendirme usulü ve idarenin ilan bağlılığı açısından, öğretim elemanı alımlarına ilişkin yönetmelik hükümleri esas alınır; bu metin Resmî Gazete’de yayımlanmıştır: öğretim elemanı alımına ilişkin yönetmelik kapsamında ilan metninin bağlayıcılığı ve denetlenebilirlik zaten davanın omurgasını oluşturur.
Dava stratejisi açısından, elinizde yazılı ret/cevap olduğuna göre iptal davası ve (şartları varsa) yürütmenin durdurulması düşünülebilir. Genel dava açma süresinin 60 gün olduğu kuralı idari yargıda yerleşiktir; süre yönetimi hatası bu tip davalarda en büyük risktir. Bu 60 günlük genel süreye ilişkin çerçevenin tartışıldığı resmi karar metinlerinden biri de Anayasa Mahkemesi kararında 2577 sayılı Kanun’un dava açma süresine ilişkin değerlendirmeler kısmıdır. Sizin özel tarihleriniz (ön değerlendirme ilan tarihi, itiraz tarihi, cevabın tebliğ tarihi) netleşmeden “süre kaçtı/kaçmadı” gibi kesin bir şey söylemek doğru olmaz.
Bana göre bu aşamada dava “mantıksız” değil; fakat kazanma ihtimali tamamen şu iki noktaya bağlı: (1) İlan metninin bütününden “ilgili alan”ın ABD ile sınırlı anlaşılmasının makul olup olmadığı, (2) idarenin aynı ilanı bazı adaylar için geniş, bazı adaylar için farklı uyguladığına dair somut bir çelişki/ölçüsüzlük gösterilip gösterilemeyeceği. Belgeleri gördükten sonra başarı ihtimalini daha objektif sınıflandırabilirim.
İki kısa soru sorayım: Ön değerlendirme listesi ve itiraza verilen cevap size hangi tarihte tebliğ edildi? İlanda “ilgili alan”ı tanımlayan ek bir ifade (örn. “Toprak İlmi ve Ekolojisi alanında”) hiç var mıydı, yoksa sadece bu ibare mi geçiyordu? Ayrıca sizden farklı alanda yüksek lisans yapan çağrılan adayların program adları elinizde yazılı olarak mevcut mu?