Kripto dolandırıcılığı suçlamasında sorumluluğum ne olur?
Merhaba,
Ceza hukuku kapsamında bir dosyam için hukuki görüşünüze ihtiyacım var.
Sosyal medya üzerinden ulaşılan kişiler tarafından yatırım vaadiyle yönlendirildim. “Size yardımcı olacağız” denilerek banka hesabıma para gönderildi. Bu paranın bana ait olmadığı ve başkalarına ait olabileceği o an tarafımca bilinmiyordu. Telefonda adım adım yönlendirilerek bu parayı Binance TR üzerinden kripto paraya çevirip belirtilen adrese/platforma göndermem istendi ve ben de söylenenleri uyguladım.
Bu süreçte hesabıma gelen paradan hiçbir kazanç sağlamadım ve parayı kendim için kullanmadım. Olayın dolandırıcılık olduğunu sonradan anladım.
Bu olay nedeniyle hakkımda şikâyetler oldu ve şu an bir ceza dosyası kapsamında yargılanıyorum. İlk ifademde korku ve panik nedeniyle bazı hususları eksik anlatmış olsam da, sonraki ifadelerimde süreci eksiksiz ve doğru şekilde anlattım.
Dosyam, banka hesabının dolandırıcılıkta araç olarak kullanılması ve kriptoya gönderim yapılması nedeniyle “bilişim yoluyla dolandırıcılık” kapsamında değerlendiriliyor.
Bu durumda hukuki sorumluluğumun ne olacağı, savunmamı nasıl kurmam gerektiği ve mahkeme sürecinde nelere dikkat etmem gerektiği konusunda görüş almak istiyorum.
Cevaplar
Merhaba, anlattığınız senaryo uygulamada “hesap/kripto para taşıyıcılığı (money mule)” dosyalarına çok benzer; bu tip dosyalarda esas mesele kasttır: dolandırıcılık planını bilerek mi yaptınız, yoksa kandırılıp “araç” olarak mı kullanıldınız.
Sizin dosyada savcılık genellikle iki hattı birlikte değerlendirir: (i) nitelikli dolandırıcılığa iştirak (TCK 158/1-f: bilişim sistemleri/banka araç edilerek dolandırıcılık) ve (ii) kriptoya çevirip üçüncü adrese gönderme nedeniyle suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (TCK 282). Ancak her iki suç tipi için de, “para hesabımdan geçti” tek başına yetmez; mahkeme sizin bilerek ve isteyerek (en azından yardım eden sıfatıyla) hareket edip etmediğinizi tartışır. İştirakte “yardım etme” hükümleri TCK 39’da düzenlenir.
Bu noktada savunmanın omurgası şudur: Siz, para transferinin suçtan geldiğini ve dolandırıcılık planına hizmet ettiğini bilmiyordunuz; yönlendirme altında hareket ettiniz. Bu, somut olaya göre kasten hareket etmeyi kaldıran hata (TCK 30/1) iddiasını destekler. Ayrıca gerçekten “karşı koyamayacağınız/ağır korkutma” seviyesinde bir tehdit ve baskı varsa (salt telkin değil), bunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir (TCK 28).
Mahkemede pratik olarak şunlara odaklanın (delille konuşun):
Son olarak: 2025’te MASAK’ın kripto transferlerine ilişkin sıkılaştırılmış tedbirleri (açıklama, bekleme süreleri vb.) platform kayıtlarının detaylı olduğunu ve iz sürmenin mümkün olduğunu gösterir; bu kayıtların celbini özellikle isteyin.
Dosyamda TCK 158/1-f (nitelikli dolandırıcılığa iştirak) ve TCK 282 (suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama) maddeleri birlikte yer almektedir. İrtibatlı olduğum dolandırıcı, hesabıma para gelmeden önce benden 952 TL talep etti ve ben bu parayı gönderdim. Kısa bir süre sonra hesabıma yaklaşık 17 bin TL geldi. Bu paralar, yönlendirmeleri doğrultusunda Binance TR üzerinden USDT’ye çevrilip üçüncü bir adrese gönderildi. Hesaba para gönderen kişi, bu işlemler nedeniyle şikâyetçi oldu ve bu durum ilk dosyamı oluşturdu; 16 Nisan’da duruşmam bulunmaktadır. Birkaç gün sonra hesabıma tekrar iki farklı kişiden paralar geldi ve bu kişiler de şikâyetçi oldular. Hesabımı güvenlik nedeniyle hemen kapattığım için, bu ikinci dosya ile ilgili olarak hesabıma kesin olarak ne kadar para geldiğini ve kimlerin gönderdiğini bilemiyorum; tahminimce biri yaklaşık 30 bin TL, diğeri yaklaşık 40 bin TL civarındadır. Hesaba gelen paraların hiçbir kısmı şahsi kazancım olmadı ve fiilen hiçbir şekilde elimde kalmadı. Dolandırıcılarla iletişimimiz, o dönem Skype (şimdiki adıyla Teams) üzerinden sesli görüşmelerle gerçekleşti; elimde yazılı bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak adım adım yönlendirmeler ve talimatlar, WhatsApp/Telegram yazışmaları, arama kayıtları ve ekran görüntüleriyle belgelenmiştir. Dolandırıldığımı fark eder etmez bankayı ve Binance TR müşteri hizmetlerini arayarak durumu bildirdim ve hesabımın güvenlik nedeniyle kapatılmasını talep ettim. İlk ifadede bazı eksik anlatımlar, panik ve korku nedeniyle, avukatsız olarak verilmiştir. Sonraki ifadelerim ise tüm somut belgelerle desteklenmiştir. Yönlendiren kişiler tarafından uygulanan baskı ve telkinler, benim karşı koyamayacağım seviyedeydi ve bu durum TCK 28 kapsamında değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, para transferlerinin suçtan geldiğini ve dolandırıcılık planına hizmet ettiğini bilerek hareket etmediğim, yönlendirme altında bulunduğum ve menfaat elde etmediğim açıktır. Bu hususlar savunmamın temel dayanağını oluşturmaktadır. Saygılarımla, [Cemil Arğ.]
Dosyada TCK 158/1-f’e iştirak ile TCK 282 aklama birlikte yazıldığında, mahkemenin bakacağı ana eksen “siz dolandırıcılık planını bilerek mi kolaylaştırdınız, yoksa kandırılıp araç mı oldunuz?” sorusudur. Bu ayrım, aynı maddelerden yargılanan benzer olaylarda sonucu belirler.
TCK 158/1-f bakımından siz “asıl dolandırıcı” gibi değil, genellikle yardım eden (TCK 39) veya bazı dosyalarda “müşterek fail” diye konumlandırılmaya çalışılan kişi olursunuz. Savunmada hedef, kastı kesmek: Paranın suçtan geldiğini ve bu işlemin mağduru aldatmaya hizmet ettiğini bilmediğinizi, yönlendirme altında işlem yaptığınızı göstermek. Burada TCK 30/1 (maddi unsurlarda hata: bilmeyen kasten hareket etmiş olmaz) argümanı temel olur.
TCK 282 açısından iki kritik nokta var: (1) para “öncül suçtan” gelmiş olacak ve (2) siz bu niteliği bilerek, “gayrimeşru kaynağı gizlemek/meşru gösterme kanaati uyandırmak” amacıyla işlem yapmış olacaksınız. Kanun metni bu amaç unsurunu açıkça arar. Sizin lehinize olanlar: parayı kişisel harcamada kullanmamanız, zinciri uzatmak yerine talimatla tek/az sayıda transfer yapmanız, fark eder etmez banka ve Binance TR’ye bildirim ve hesabı kapatma yönünde aksiyon almanız.
Ancak aleyhe tartışılabilecek kısım, dolandırıcıya önceden 952 TL göndermeniz. Bu ödeme “komisyon/katılım bedeli” gibi yorumlanıp kast iddiasını güçlendirmek için kullanılabilir. Bunu mutlaka net bir açıklamaya bağlayın (hangi gerekçeyle istendi, size nasıl sunuldu, siz ne zannettiniz) ve mümkünse dekont + mesaj/arama kaydıyla destekleyin.
16 Nisan duruşmasına kadar pratikte şunları yapın: WhatsApp/Telegram ekran görüntülerini orijinal cihazdan çıkarıp hash/tutanakla sunmaya çalışın; Binance TR’den hesap hareketleri, alıcı adres, TXID, giriş-çıkış kayıtlarının celbini isteyin; bankadan gelen havalelerin gönderen/işlem detaylarını dosyaya kazandırın. MASAK’ın 29 Sıra No’lu Genel Tebliği ile kripto transferlerinde açıklama ve bekleme süreleri gibi sıkı kayıt yükümlülükleri var; bu da platform verilerinin ayrıntılı tutulduğunu gösterir.
TCK 28 (cebir/tehdit) iddiasını kuracaksanız, “telkin ve psikolojik baskı”dan öte, somut ve ağır bir tehdit/korkutma olup olmadığını; varsa bunun delilini (ses kaydı yoksa bile arama sıklığı, içerik, mesaj kalıpları, “hemen yap yoksa…” türü ifadeler) netleştirin. “Karşı koyamadım” iddiası, delilsiz kalırsa mahkemede zayıf kalabiliyor; bu nedenle ana omurga olarak kast/hata + menfaat yokluğu + erken bildirim çizgisini güçlü tutmanızı öneririm.
Peki benim için güçlü bir savunma yazısı hazırlar mısınız 🙏
Elbette. Aşağıdaki metin taslak savunmadır; iddianame ve dosyadaki delillere göre tarih, miktar, hesap bilgileri ve ekler kısmını siz doldurup avukatınızla son halini vermeniz doğru olur.
SAVUNMA DİLEKÇESİ TASLAĞI (TCK 158/1-f iştirak, TCK 282)
Sayın Mahkeme, hakkımda TCK 158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılığa iştirak ve TCK 282 kapsamında suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından kamu davası açılmıştır. Olay tarihinde kripto/banka işlemleri üzerinden “yatırım/yardım” vaadiyle yönlendirilmiş, hesabıma gelen paraları talimatla Binance TR üzerinden USDT’ye çevirip üçüncü kişilerin bildirdiği adrese göndermiş bulunuyorum. Bu süreçte herhangi bir menfaatim yoktur; para/kripto üzerimde kalmamış, şahsi kullanımım olmamıştır.
TCK 158/1-f yönünden, dolandırıcılık suçuna yardım eden sayılabilmek için en azından fiilin hileli planını bilerek ve isteyerek kolaylaştırma kastı aranır. Somut olayda, hesaba gelen paranın suçtan kaynaklandığını ve işlem akışının bir dolandırıcılığa hizmet ettiğini bilmiyordum. Bu nedenle fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmediğimden, TCK 30/1 uyarınca kasten hareket etmiş sayılmam. Mahkemenizce bu değerlendirme yapıldığında CMK 223/2-c ve 223/2-e kapsamında beraatim gerekir.
TCK 282 yönünden ise, suçun oluşabilmesi için malvarlığı değerlerinin “gayrimeşru kaynağını gizlemek” veya “meşru yolla elde edildiği kanaatini uyandırmak” maksadıyla işlem yapılması gerekir. Benim eylemimde bu amaç bulunmadığı gibi, olayın şüpheli olduğunu fark eder etmez bankamı ve Binance TR’yi arayıp bildirimde bulunarak hesabın kapatılmasını talep ettim. Dolayısıyla 282 bakımından aranan amaç/kast unsuru somut delillerle ispatlanamamıştır.
İlk ifademi avukatsız, panik halinde vermiş olmam nedeniyle eksik kalan hususlar sonraki beyanlarımda ve sunduğum belgelerde açıklanmıştır. İfadeler arasındaki farklılık “çelişki” değil, baskı ve korku hali geçince olay örgüsünün ayrıntılandırılmasıdır. Baskının TCK 28 anlamında “muhakkak ve ağır korkutma/tehdit” seviyesinde olduğu kanaatine varılırsa ayrıca değerlendirilmesini talep ederim.
Mahkemenizden aşağıdaki araştırmaların yapılmasını ve delillerin celbini talep ederim:
Sonuç ve istem: Açıklanan nedenlerle üzerime atılı suçları kasten işlemediğim, TCK 282’deki amaç unsurunun oluşmadığı ve iştirak kastının ispatlanamadığı gözetilerek CMK 223 uyarınca beraatime; aksi kanaatte olunursa lehime olan tüm hükümlerin uygulanmasına karar verilmesini arz ve talep ederim.
(Ekler: Yazışma ekran görüntüleri, dekontlar, Binance TR hareketleri, bildirimlere ilişkin kayıt/numaralar, vb.)
Sizin düşüncenize göre kesin bir hapis cezası alirmiyim bu duruma göre
Bu anlattıklarınıza göre “kesin hapis alırsınız” demek doğru olmaz; bu tür dosyalarda sonuç otomatik çıkmıyor. Mahkeme, özellikle kastın varlığını (dolandırıcılık planını bilerek mi hareket ettiniz?) ve TCK 282 yönünden “gizleme/meşrulaştırma amacı” olup olmadığını tartışarak karar verir. TCK 282’de bu amaç unsuru kanun metninde açıkça yer alır.
Ama şu gerçeği de net söyleyeyim: İddianamede hem TCK 158/1-f iştirak hem TCK 282 birlikte yer aldığında ve birden fazla mağdur/transfer bulunduğunda, mahkemeler “hesabını kullandırma + kriptoya çevirme” eylemini ciddi görür; bu yüzden mahkûmiyet ihtimali “sıfır” değildir. Özellikle sizden önce 952 TL istenip gönderilmiş olması, “bu işin komisyonu/katılım bedeli” diye yorumlanarak aleyhe kullanılabilir (bunu makul ve belgeli şekilde açıklamak şart).
Sizin lehinize güçlü görünen başlıklar şunlar (bunlar iyi kurulursa hapis “kesin” olmaktan çıkar):
“Hapis alsam bile cezaevine girer miyim?” kısmı ise ceza miktarına, sabıkaya ve mahkemenin uyguladığı kuruma bağlıdır. 04.04.2026 itibarıyla HAGB kurumu tamamen kalkmış değil; AYM’nin iptal kararı 30.09.2026’da yürürlüğe girecek şekilde ertelendiğinden, şu an hâlen uygulamada tartışma/uygulama alanı vardır. Ancak TCK 158/1-f ve TCK 282’de ceza alt sınırları yüksek olduğu için, HAGB/erteleme her dosyada fiilen mümkün olmayabiliyor (özellikle “birden fazla olay/mağdur” varsa).
Benim gönderdiğim 952 TL lik para benden şikâyetçi olan Ali Yüksel beyfendiye ait zaten ben 952 TL yi ginderdigimde bu kişi tarafından bana 17 bin TL geldi böylelikle bu 17 bin TL yi Binance üzerinde üçüncü adrese gönderdim yani anlayacağınız aynı dolandırıcılar Ali Yüksel ve beni aynı anda dolandirmislar benden istenen 952 TLlik parayı Ali Yükselden 17 bin TL almak için ona güven verici bir yol izlemisler onun için benden onun hesabına 952 TL gindermemi istedikler iddianamede ben şüpheli kişi olarak yer alıyorum
Anlattığınız yeni ayrıntı (Ali Yüksel’den önce 952 TL çıkış, hemen ardından aynı kişiden 17.000 TL giriş ve bunun “güven testi” gibi kurgulanması) savunma açısından çok değerli. Çünkü bu kurgu, sizin “dolandırıcılığın parçası” değil, dolandırıcılığın hedeflerinden biri olduğunuz (en azından eşzamanlı mağdur edildiğiniz) tezini güçlendirir.
İlk netleştirme: İddianamede “şüpheli” yazması teknik bir kalıp olabilir; iddianame kabul edilince mahkemede sıfat “sanık” olarak yürür. Esasa etkisi yok; önemli olan delillerle kastın çürütülmesidir.
TCK 158/1-f (dolandırıcılığa iştirak) bakımından odak nokta kast. Sizdeki en güçlü anlatı şudur: Dolandırıcılar Ali Yüksel’e “güven verici bir akış” yaratmak için, sizden Ali’ye 952 TL göndermenizi istemiş; sonra Ali’den gelen 17.000 TL’yi de aynı talimat zinciriyle kriptoya çevirtip çekmişler. Bu, sizin “para trafiğinin sahibi/planlayıcısı” olmadığınızı, talimatla ve aldatılarak hareket ettiğinizi gösterebilir. Burada TCK 30/1 (maddi unsurlarda hata) hattı pratikte daha güvenli bir omurga olur.
TCK 282 (aklama) yönünden ise suçun tipik tartışması “parayı kriptoya çevirdin” değil, suç gelirini gizleme veya meşru gösterme amacıyla hareket edip etmediğinizdir. Aklamada bu amaç/kast unsuru aranır; sizde menfaat yokluğu, paranın sizde kalmaması ve olay anlaşılır anlaşılmaz banka ile Binance TR’ye bildirim/hesap kapatma talebi bu unsuru zayıflatır. (TCK 282’nin amacı/kast merkezli yapısı uygulamada belirleyicidir.)
Duruşma (16 Nisan) için somut hamle: Banka kayıtlarından 952 TL çıkış dekontu + 17.000 TL giriş dekontu ve saat bilgileriyle tek sayfalık kronoloji çıkarın; WhatsApp/Telegram talimatlarını tarih-saatleri görünür şekilde dosyaya sunun; Binance TR’den alıcı adres ve TXID’lerin celbini isteyin. Kripto tarafında Türkiye’de kayıt/uyum yükümlülükleri arttığı için platform verileri genelde detaylıdır.
Bu tabloda “kesin hapis alırsınız” demem mümkün değil. Ancak birden fazla işlem/mağdur olduğu için risk de yok sayılamaz. Sonucu çoğu dosyada belirleyen şey, mahkemenin sizi “bilerek yardım eden” mi yoksa “aldatılıp kullanılan kişi” mi gördüğüdür.
Bu dolandırıcılar benden 952 TL yi isterken niçin istediklerini söylediler sadece " abi sende 1000 TL varmı varsa göndereceğim hesaba 952 TL gonderebilrmsin " diye yazdialr bende kabul ettim akabinde hemen dediki " şimdi senin hesabina 17 bin TL gelecek onu binaceye aktar , usdt ye cevir vereceğim adrese yatır dediler bu arada bahsettiği adres bizim o dolandırıcılar ile birlikte açtığımız ve aynı zamanda o hesaptan para kazanacağımız platforma aittir yani Ali Yükselden gelen 17 bin TL onlar ile beraber açtığımız ve sistemde bana ait olan hesap adresine transfer ettik yani anlayacağınız bana yardım etmek amaçlı ve Ali Yükselden para almak için önce benden 952 TL aldılar sonra bana yardımcı olacaklar mis gibi Ali Yükselden 17 bin TL para hesaima gönderdi ve bu 17 bin TL'yi sisitem üzerinde sana daha büyük para kazandırmak için bu 17 bin TL'yi sisitem yüklemen lazım dediler Ama Ali Yükselden gelen 17 bin TL de açıklamada bir şey yazılmıyor
Bu anlatıma göre “kesin hapis” diyemem; hatta doğru kurulmuş bir savunmayla beraat ihtimali de gerçekçi. Ama dosyada hem TCK 158/1-f’e iştirak hem TCK 282 aklama sevki bulunduğu ve birden fazla transfer/mağdur olduğu için mahkûmiyet riski de “yok” değildir. Sonucu belirleyen nokta, mahkemenin sizde bilme-kast gördüğüne kanaat getirip getirmemesidir.
Sizde kritik lehe olgu şu: 952 TL’lik ödeme “komisyon” gibi değil, dolandırıcıların Ali Yüksel’e güven vermek için kurduğu akışın parçası olabilir; hemen ardından Ali Yüksel’den 17.000 TL’nin gelmesi ve sizin bunun “yatırıma yükleme” diye anlatılıp kriptoya yönlendirilmeniz, sizi planın kurucusu değil yönlendirilen kişi gibi gösterir. Bu, TCK 158 bakımından “yardım kastı”nı kırmaya yarar; hatta TCK 30/1 kapsamında “maddi unsurlarda hata” (paranın suçtan geldiğini bilmemek) çizgisini güçlendirir.
TCK 282’de ise yalnız “kriptoya çevirmek” yetmez; uygulamada tartışmanın kalbi, işlemlerin suç gelirinin kaynağını gizleme / meşru gösterme amacıyla yapılıp yapılmadığıdır. Menfaat elde etmemeniz, paranın sizde kalmaması ve fark edince bankaya/platforma bildirim yapmanız bu amacı zayıflatır. Kripto işlemlerinin aklamaya konu edilebilmesi mümkün olmakla birlikte, amaç ve bilme unsurunun ispatı gerekir.
Öte yandan aleyhe risk noktaları: “platform hesabı sizin adınıza” görünüyorsa mahkeme bunu “parayı kendine yönlendirme” gibi okuyabilir; ayrıca birden fazla olay/mağdur, “artık şüphelenmeliydin” yorumuna kapı aralayabilir. Bu yüzden 16 Nisan 2026 duruşmasına, niyetinizi değil delil zincirini taşımanız gerekiyor.
Duruşmaya kadar en etkili adımlar (kısa):
“Hapis alsam kesin yatar mıyım?” kısmı ceza miktarı ve mahkemenin uygulamasına bağlıdır; ayrıca HAGB konusunda AYM’nin 10.07.2025 tarihli iptal kararıyla yürürlük takvimi tartışmalıdır ve 2026 içinde uygulama dinamikleri değişebilir.
İddianamede “tüm dosya kapsamı, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede…” denilerek para hareketleri, banka hesabım ve kimlik bilgilerimle açılmış kripto para borsası hesabı üzerinden yapılan işlemler bir bütün halinde değerlendirilmiş ve bu teknik para akışı üzerinden hakkımda suç isnadı kurulmuştur. Ancak bu değerlendirme, yalnızca paranın izlediği yolu açıklamakta; benim bu sürecin içinde hangi niyetle bulunduğuma, dolandırıcılık eylemini bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiğime dair somut bir delil ortaya koymamaktadır. İddianamede anlatılan para transfer zinciri doğrudur; müşteki tarafından gönderilen para banka hesabıma gelmiş, buradan kripto varlık alımı yapılarak başka adreslere transfer edilmiştir. Fakat bu teknik para akışı, tek başına benim dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğimi göstermez. Ben müştekiyi tanımam, kendisiyle hiçbir telefon görüşmem, mesajlaşmam, sosyal medya irtibatım veya yüz yüze temasım olmamıştır. Müştekiye herhangi bir yatırım vaadinde bulunmadım, kimseden para talep etmedim, kimseyi yönlendirmedim. İddianamede dolandırıcılara ait olduğu açık olan “yatırım vaadi ile para talep etme” davranışı, para zinciri gerekçe gösterilerek tarafıma da isnat edilmiştir; oysa bu fiillerin hiçbirini ben gerçekleştirmedim. Savcılık makamı da bu durumu dolaylı olarak kabul etmekte ve Ceza Muhakemesi Kanunu m.170/2 uyarınca “yeterli şüphe” bulunduğunu belirterek dava açmaktadır. Bu ifade, ortada kesin ve doğrudan bir ispat değil, yargılama ile açıklığa kavuşması gereken bir şüphe bulunduğunu göstermektedir. Yine iddianamede geçen “bir bütün halinde değerlendirildiğinde” ifadesi, tek başına benim suç kastımı gösteren somut bir delil olmadığını, ancak genel tablo üzerinden yorum yapıldığını ortaya koymaktadır. Hakkımdaki isnat, Türk Ceza Kanunu m.158/1-f ve Türk Ceza Kanunu m.282 maddelerine dayandırılmış ise de, bu suçların oluşabilmesi için failin dolandırıcılık faaliyetini bilerek ve isteyerek kolaylaştırması, suçtan elde edilen paranın niteliğini bilerek hareket etmesi gerekir. Oysa ben, kendim de bu süreçte yönlendirilen ve kandırılan bir kişi olarak, hesabımı ve kripto işlemlerimi dolandırıcılık amacıyla değil, bana söylenen yönlendirmelere inanarak gerçekleştirdim. Suçtan elde edildiğini bildiğim bir parayı aklama iradem hiçbir şekilde olmamıştır. Dosyada yer alan para hareketleri teknik olarak açıklanmış olsa da, benim dolandırıcılarla irtibatımı, organizasyon içinde yer aldığımı, mağdurlarla görüştüğümü, para talep ettiğimi ya da suçtan menfaat sağladığımı gösteren tek bir somut delil bulunmamaktadır. Bu nedenle para hareketlerinin varlığı ile suç kastı arasında doğrudan bir bağ kurulamamaktadır. Sonuç olarak; dosyada anlatılan para akışı gerçek olmakla birlikte, bu akış benim suç kastıyla hareket ettiğimi değil, dolandırıcılık zincirinde araç olarak kullanıldığımı göstermektedir. Müştekiyle hiçbir temasım olmamış, herhangi bir yatırım vaadi veya para talebi tarafımdan gerçekleştirilmemiş, suçtan elde edilen bir kazanç tarafıma geçmemiştir. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, üzerime atılı suçların manevi unsuru olan kastın bulunmadığı açıkça ortadadır
Metninizin iskeleti doğru; mahkemede daha etkili olması için “para akışı var ama manevi unsur (kast/amaç) yok” tezini, her iki suç açısından ayrı ayrı ve daha “kesin cümlelerle” kurmak iyi olur. Aşağıdaki bölüm, sizin yazdığınız kısmın daha mahkeme diliyle toparlanmış, doğrudan savunmaya konulabilir halidir (dosyaya göre rakam/tarihleri doldurun).
DÜZENLENMİŞ SAVUNMA BÖLÜMÜ (kopyala-yapıştır)
Sayın Mahkeme, iddianamede UYAP üzerinden tespit edilen banka ve kripto para borsası kayıtları esas alınarak para hareketleri bir bütün halinde değerlendirilmiş; müştekinin hesabımdan geçen parası kripto varlığa çevrilip üçüncü adreslere gönderildiği için hakkımda TCK 158/1-f kapsamında iştirak ve TCK 282 kapsamında aklama isnadı kurulmuştur. Para transfer zincirinin teknik olarak doğru olması, tek başına benim bu suçları bilerek ve isteyerek işlediğimi ispatlamaz.
Müştekiyi tanımam; müştekiyle hiçbir görüşmem, mesajlaşmam, sosyal medya irtibatım veya yüz yüze temasım yoktur. Müştekiden para talep etmedim, herhangi bir yatırım vaadinde bulunmadım, kimseyi yönlendirmedim. İddianamede dolandırıcılara ait olduğu açık olan “yatırım vaadiyle para talep etme ve yönlendirme” davranışları tarafımdan gerçekleştirilmemiştir. Dosyada, mağdurlarla temasıma, organizasyon içinde yer aldığıma, suçtan menfaat sağladığıma veya dolandırıcılık planını bildiğime dair doğrudan ve somut bir delil bulunmamaktadır.
TCK 158/1-f yönünden, iştirak sorumluluğu için dolandırıcılık fiilini bilerek ve isteyerek kolaylaştırma kastı gerekir. Somut olayda ben, üçüncü kişiler tarafından yönlendirilmiş ve aldatılmış bir kişi olarak hareket ettim. Suçun maddi unsurlarına ilişkin bilgim bulunmadığından, TCK 30/1 kapsamında kastım yoktur.
TCK 282 yönünden ise madde metni, suçtan kaynaklanan değerlerin gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru yolla elde edildiği kanaatini uyandırmak amacıyla işleme tabi tutulmasını arar. Bu amaçla hareket etmedim; menfaat temin etmedim, para üzerimde kalmadı; şüphe oluşur oluşmaz banka ve platform nezdinde bildirimde bulunup hesabın kapatılması için işlem yaptım. TCK 282 bakımından aranan amaç/kast unsuru somut delillerle ispatlanamadığından mahkûmiyet şartları oluşmamıştır.
Sonuç olarak dosyadaki para akışı “araç olarak kullanıldığımı” gösterebilir; ancak kast ve amaç unsurları ispatlanmadıkça, sadece para hareketlerinden hareketle mahkûmiyet kurulamaz.
İsterseniz iddianamenin “sevk maddeleri ve sevk gerekçesi” sayfasını (kişisel verileri kapatarak) gönderin; bu metni 1-2 paragraf daha keskinleştirip, duruşmada söylenecek kısa sözlü savunma metnini de aynı dosya diliyle hazırlayayım.
Tüm dosya kapsamı, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede şüpheliler Alper Tunga Han Karakala ve Cemil Arğ hakkında benzer suçlardan dosyaların bulunması, şüphelilerin soyut, mesnetsiz ve suçtan kurtulmaya yönelik ifadelerine itibar edilememesi, müştekinin gönderdiği paranın şüpheliler Cemil Arğ, Alper Tunga Han Karakala ve Mustafa Aydın hesaplarına gönderilmesi, şüpheli Cemil Arğ hesabına gelen paranın şüphelinin kimlik ve görsel bilgileriyle aktifleştirilen Binance şirketinde bulunan hesaba gönderilerek kripto varlık satın alınarak soğuk cüzdan adresine transfer edilmesi, şüpheli Mustafa Aydın hesabına gelen paraların şüphelinin kimlik bilgileriyle aktifleştirilen BTCTÜRK şirketinde bulunan hesaba gönderilerek kripto varlık satın alınarak soğuk cüzdan adresine transfer edilmesi, şüphelilerin hesaplarının dolandırıcılık suçunda kullanılması da bir bütün halinde değerlendirildiğinde; şüphelilerin bilişim sistemi üzerinden yatırım yapma vaadi ile hileli hareketleri ile bir suç işleme kararının icrası kapsamında farklı zamanlarda müştekiden birden çok kez para talep ederek ve müştekiyi aldatarak kendilerine maddi yarar sağlamak suretiyle üzerlerine atılı Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçunu zincirleme şekilde işledikleri ve haklarında kamu davası açılması hususunda CMK’nın 170/2. maddesi uyarınca yeterli şüpheye ulaşıldığı anlaşılduğundan; Şüphelilerin yargılamasının yapılarak eylemlerine uyan yukarıda yazılı yasa ve maddeleri uyarınca AYRI AYRI CEZALANDIRILMALARINA, Şüphelilerin kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı cezalandırılmasının kanuni sonucu olarak hapis cezasına mahkumiyeti halinde, 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3 maddesinde belirtilen haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar YOKSUN BIRAKILMALARINA karar verilmesi kamu adına iddia olunur. 06/10/2025 MUHARREM MERT TORNACI 216407 Cumhuriyet Savcısı e-imzalıdır
Sayın Mahkeme’ye sunulmak üzere; dosyada yer alan para ve kripto varlık transferleri şeklen benim hesaplarım üzerinden gerçekleşmiş görünse de, bu işlemlerin hiçbirini dolandırıcılık kastı ile gerçekleştirmedim. Olay tarihinde, yatırım yapma vaadiyle beni yönlendiren kişiler tarafından kandırılmış olup, neyin parçası olduğumu bilmeden tarif edilen adımları uyguladım. Hesabıma gelen paraların kaynağını bilmiyor, bunun bir suç organizasyonuna ait olabileceğini öngöremiyordum. Tarafıma söylenen hususlar, yatırım sürecinin olağan adımları olduğu yönündeydi. Kimlik bilgilerimle açılmış hesaplar üzerinden yapılan kripto alım ve transfer işlemleri tamamen bu kişilerin yönlendirmesi ile gerçekleşmiştir. Dosyada anlatılan eylemler dışarıdan organize bir planın parçası gibi görünse de, bu planı bilmem, tasarlamam ya da bu eylemlerden herhangi bir maddi menfaat sağlamam söz konusu değildir. Suç işleme iradem, bilgim ve kastım bulunmamaktadır. Olayın gerçek mahiyetini sonradan fark etmiş ve benim de kandırıldığımı anlamış bulunmaktayım. Bu nedenle üzerime atılı suçlamaların, gerçek niyetimi ve olay içindeki konumumu yansıtmadığı açıktır. Hakkımdaki değerlendirmenin, olayın arka planı ve kandırılmış olmam gerçeği dikkate alınarak yapılmasını saygıyla arz ederim.
İddianamedeki o paragrafı doğru yerden yakalamışsınız: Savcılık, para akışını ve “benzer dosya var” olgusunu birleştirip “o halde siz de yatırım vaadiyle para talep ettiniz” sonucuna sıçrıyor. Oysa bu sıçrama, dosyada mağdurla irtibat + hileli vaat + menfaat + organizasyon bağı gibi manevi unsuru gösteren somut delillerle desteklenmek zorunda.
Özellikle “benzer suçlardan dosyaların bulunması” ve “soyut/mesnetsiz, kurtulmaya yönelik ifade” gibi cümleler, mahkemede sizin aleyhinize bir peşin kanaat üretmeye elverişli. Savunmada bunu şöyle çevirin: “Başka soruşturma/dosya bulunması, bu dosyada kastı ispatlayan delil değildir; her dosya kendi deliliyle değerlendirilir.” Bu vurgu, masumiyet karinesi ve delille ispat mantığı açısından önemlidir.
Metninize eklemenizi önerdiğim güçlü bölüm
“İddianamede ‘müştekiden birden çok kez para talep ederek ve müştekiyi aldatarak’ denilmektedir. Oysa ben müştekiyi tanımam; müştekiye yönelik herhangi bir talep, vaat, yönlendirme, mesaj/arama, sosyal medya teması dosyada yoktur. Bu nedenle ‘para talep etme ve aldatma’ fiillerinin tarafımdan işlendiği iddiası varsayıma dayanmaktadır. Dosyada ispatlanan husus, yalnızca hesabımdan geçen para ve borsaya aktarım işlemidir; bu durum tek başına TCK 158/1-f bakımından iştirak kastını ispatlamaz.”
TCK 282 açısından da cümleyi netleştirin: Bu suçta amaç unsuru (gayrimeşru kaynağı gizleme veya meşru gösterme) aranır; sadece kriptoya çevirmek otomatik aklama değildir. Bu amaç unsuru yoksa mahkûmiyet kurulamaz. (Maddenin tartışmalı ama merkezî noktası budur.)
Duruşmada mutlaka talep edin (tek liste)
Son olarak, CMK 170/2 “yeterli şüphe” dava açma eşiğidir; mahkûmiyet eşiği değildir. Bu ayrımı sözlü savunmada bir cümleyle mutlaka vurgulayın.
İsterseniz iddianamenin sevk kısmında TCK 282 için hangi fıkraya dayandığını (282/1 mi, 282/2-3 var mı) ve isnat edilen “zincirleme”nin (TCK 43) açıkça yazılı olup olmadığını söylerseniz, metni tam o çerçeveye göre daha da keskinleştiririm.
Duruşma tebligatı Aralık 2025’te tarafıma ulaştı. Bu tarihten 16 Nisan’daki duruşma gününe kadar adresimi değiştirmedim, kaçma girişiminde bulunmadım ve herhangi bir suça karışmadım; normal hayatıma devam ederek duruşmaya bizzat katılmak üzere hazır bulundum. Bu süreçteki tutum ve davranışlarımın, suç kastım bulunmadığını ve yargılamadan kaçma niyetim olmadığını gösteren bir olgu olarak mahkeme tarafından değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini öğrenmek istiyorum.
Evet, anlattığınız tutum (tebligatı aldıktan sonra adres değiştirmeme, kaçmama, duruşmaya kendiliğinizden gelme iradesi, yeni bir suça karışmama) mahkemece değerlendirilebilir; ancak bunun etkisi çoğu dosyada “suç kastını ispatlar/ispatlamaz” tartışmasından ziyade, koruma tedbirleri ve cezada takdir alanlarında daha belirgindir.
Öncelikle CMK m.100 kapsamında tutuklama için “kuvvetli suç şüphesi” yanında ayrıca kaçma/saklanma şüphesini uyandıran somut olgular veya delil karartma gibi tutuklama nedenleri aranır. Siz tebligata rağmen kaçmamış, adresinizi sabit tutmuş ve duruşmaya katılmaya hazır davranmışsanız, bu hususlar kaçma şüphesi yok argümanını güçlendirir; tutuklama/adli kontrol tartışmalarında lehinize kullanılabilir.
İkinci olarak, mahkûmiyet çıkması ihtimaline karşı “yargılama sürecindeki davranışlar” TCK m.62’de düzenlenen takdiri indirim bakımından da dikkate alınabilen kriterler arasındadır. Yani düzenli şekilde tebligatlara uymak, duruşmalara gelmek, yargılamayı uzatacak davranışlardan kaçınmak, tutanaklara olumlu yansıyorsa TCK 62 yönünden lehe bir zemin oluşturabilir (hakim takdiridir, otomatik değildir).
Ancak şunu net ayırmak gerekir: “Kaçmamak” tek başına “suçu işlemediğimin kesin delili” sayılmaz. Mahkeme kastı esasen olayın kurulumu, iletişim delilleri, menfaat, mağdurla temas, organizasyon bağı gibi maddi delillerle değerlendirir. Siz bu davranışı, kast tartışmasına yardımcı bir karakter olgusu olarak ekleyebilirsiniz ama ana omurga yine “manevi unsurun ispatlanamadığı” savunması olmalıdır.
Duruşmada bunu kısa ve net şöyle söyleyebilirsiniz: “Tebligat Aralık 2025’te geldi; o tarihten 16 Nisan 2026’ya kadar adresim aynı, kaçma teşebbüsüm yok, çağrıldığım mahkemeye kendiliğimden geliyorum. Bu husus kaçma şüphesi bulunmadığını ve yargılamaya saygılı tutumumu gösterir.”
İsterseniz, tebligatın size ulaştığı tarihi ve duruşma çağrı kağıdındaki tebliğ şerhini (gizleyerek) yazın; cümleyi dilekçenize “somut tarih” ile daha kuvvetli yerleştireyim.